Looking For Anything Specific?

Şarkılardan fal tutmak üzerine anımsamalar | Beklentiler.com

Kalbini çok sevdiğim bir güzel kadının cümlelerini paylaşmak istiyorum sizinle; çektiği güzel fotoğraflarla birlikte. Tanıştığımız günden beri birbirimizi besleyecek cümleler üzerine tüm sohbetlerimiz. Şimdi ise, onun cümlelerinden bahsetme zamanı.

Canım Aslı, anılarına, ruhuna sağlık…

Şimdi o zaman fona bir şarkı alalım. Bende çalan şarkı Sezen'den "Begonvil".

Not: Begonvil'i dinleyerek okumak için tıklayınız.

*

"Şimdi çalan şarkı, benim olsun!” cümlesini ilk söyleyen sıradaki şarkının sahibi olurdu. Şarkı eğer "Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini…” diye başlıyorsa, falı tutanı mutlu eder, televizyonun sesini keyifle açar, şarkı bitene kadar kendisi de mırıldanarak eşlik ederdi. Eğer çıkan, sözleri muzip, hareketli bir türkü ise şarkıyı fal tutan kişi dahil herkes sonuca gülümserdi. Bazen de çalan şarkının sözleri ona hiç uygun çıkmaz, fal tutanın yüzü asılır, ciddi ciddi tercihine isyan ettiği bile görülürdü.

Yani bu keyifli bir işti. Ve aslında "fal tutmak” işin şakasıydı. Asıl olan ailece eğlenmek ve şarkıların tadını çıkarmaktı. Bu sayede aile fertlerinin müzik seçimi, makam tercihi ve en çok da hangi şarkıyı sevdiğini anlardık.

Duyduğumuz şarkılar, bazen ayrı düştüklerimizi bize taşır

Bu oyunu oynadıklarımızdan aramızdan ayrılanlar oldu; ama fal tuttuklarında, duyduklarında sevindikleri şarkılar bize yadigar kaldı. Bu şarkıları duyunca aramızda olmasalar da yitirdiklerimizi anmamıza yaradılar ve şimdilerde onların yerine dinlenir oldular.

Giden insanların arkasından bir koku, bir jest, bir mimik yadigar kalıyor ya onun gibi şarkılar da onları hatırlatıyor işte. Bir şarkı, bir insan mı demekti şimdi?

Şarkılar içimize bazen çok fena dokunur

Halen TRT ekranlarından izlemeye aşina olduğumuz müzik programlarında, izleyici reji tarafından, bol bol kamera önüne getirilir ya; görürüz, dinleyicilerden bazıları uzaklara dalar, bazıları içli içli ağlar. Çünkü mutlaka bir tını, bir söz içine dokunmuştur. Dokunduğu yerdeki hatıra canlanmıştır ve belki de yarasını kanatmıştır.

Olamaz mı, olabilir…

Müzik, bizi ortak duygularda buluşturur

Diyelim ki kısa zaman önce gönül bağı kurduğunuz birinden ayrıldınız. Ve en duyarlı olduğunuz zamanda bir şarkı dinlediniz ve diyelim ki bu Muzaffer İlkar'ın Hicaz makamındaki şarkısı…

"Mademki gidiyorsun bırakıp burada beni

Bir daha seyredeyim ne olur dur da seni

Ayrılan belki döner belki de dönmez geri

Bir daha seyredeyim ne olur dur da seni.” olsun.

Belki bir kere dinlediğiniz ve sadece beğenerek geçtiğiniz bu sözlerden "Bir daha seyredeyim ne olur dur da seni” dizesine çok fena halde takılabilirsiniz. Artık bu sizin için sadece bir dize değil, duygularınızın tercümanı bir hikâye bile olabilir. Notalar, aşklarımıza, ayrılıklarımıza, kavuşmalarımıza, hayatımıza ortaktır; hissederiz…

Şarkı ne anlatırsa anlatsın biz orada kendimizi görüyorsak

Ya da Teoman Alpay'ın özellikle kendi sesinden "Kalbimi Kıra Kıra” ve "Sevmekten Kim Usanır”ı dinlerken insan, belki de giden bir sevgilisi olduğunu, o sevgilinin belki de gittikten sonra geri geldiğini, şarkıların varlığında ayrı, yokluğunda ayrı bestelendiğini bilsek mesela daha farklı mı dinleriz? Bilsek de bilmesek de içimize dokunan sadece kendi hikâyemizin benzemesinde mi saklı?

Ya da herhangi bir Sezen Aksu şarkısının sözündeki anı kanatır ya tüm yaraları. İçimizdeki bağışlama dökülür dudaklardan, "Benim yerime de sev” mi deriz… Bence deriz.

Çünkü

"Benim yerime de sev,

Bekletme hayatı…”

*

Aslı Didari

Gazeteci/Editör

özel içeriğidir.
Mots clés: kadın,yaşam,şarkılar,şarkı falı,fal,aşk,ayrılık,sevgi,acı,nostalji,anı,kk özel,Aslı Didari,Sezen Aksu,Teoman Alpay
La source: www.kadinvekadin.net

Publier un commentaire

0 Commentaires